Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davası

muris muvazaası

 

Muvazaa ve muris muvazaası

Hukukta muvazaa, bir hukuki ilişkinin taraflarının, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak konusunda yaptıkları gizli anlaşma olgusudur.

Muris muvazaası ise, bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yaptığı karşılıksız kazandırmaları, bu işlemi gizlemek amacıyla satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstermesi olarak tanımlanabilir.

Muris muvazaasının hukuki dayanağı

Yakın zamana kadar tarım toplumu olmamızın da etkisi ve kadın erkek eşitsizliği üzerine gelişen, özellikle kız çocuğundan miras kaçırma durumu oldukça yaygın görülmüştür. Ancak miras kaçırma yalnızca kız çocukları ile sınırlı değildir, diğer mirasçılar aleyhine de sıkça yapılmaktadır.

Bu durumun yaygınlığı ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurması karşısında yasal bir düzenleme bulunmamakla birlikte, tanımını ve dayanağını Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 1974/1 Esas, 1974/2 Karar Sayılı 01.04.1974 Tarihli tam da bu haksızlığa dur diyen Karar’ dan almaktadır. Bu Kararı’ nda Yargıtay, eski Borçlar Kanunu`nun 18. Maddesi’ni (yeni TBK 19. Maddesi) esas alarak “Muris Muvazaası“ nı tanımlamıştır. Bu Karar miras hakkı çiğnenen saklı pay sahibi olsun ya da olmasın tüm mirasçılara (yasal ya da atanmış) hak arama yolunu açmıştır.

Muris muvazaasının unsurları

Bu İlam ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu tarafından:

“Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması hali de, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılarının, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu`nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine“ hükmedilmiştir.

Öğretide ve uygulamada muris muvazaasını meydana getiren iki temel unsur kabul edilmiştir.

1-   Murisin gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında, tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olması, 

2-   Murisin, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak kastının varlığının bulunmasıdır.

Muris muvazaasına dayalı Tapu İptali ve Tescil Davası’ nı kimler açabilir ve koşulları nelerdir

Buna göre muris muvazaası, miras bırakanın sağlığında kendi adına tapuda kayıtlı taşınmazını (daire, bina, arsa, arazi…vs) diğer mirasçılarından mal kaçırmak amacı ile mirasçılarından birine veya birkaçına, gerçekte satmadığı halde satış yapmış gibi devretmesi veya Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi yapması halinde ileri sürülebilmektedir.

Tabii olarak bu dava yalnızca mirasçılık sıfatının kazanılmasından sonra, yani miras bırakanın ölümü ile ileri sürülebilecektir. Miras bırakanın sağlığında böyle bir dava açma olanağı bulunmamaktadır.

Dava hakkı, miras bırakanın ölüm tarihinde mirasçı olma durumuna göre belirlenir. Yani miras bırakanın ölüm tarihinde mirasçı olan bir kişinin, taşınmazın devredildiği tarihte mirasçı olup olmadığına bakılmaz. Yine mirasçı sıfatı bulunan alt soy da bu davayı açabilecektir. Örneğin: Babası ölen birisi, miras hakkından mahrum etmek için dedesinin sağlığında yapmış olduğu taşınmaz devrine ilişkin onun ölümünden sonra muris muvazaasını ileri sürerek Tapu İptali ve Tescil İstemli Dava açabilecektir.

Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeterek, kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceği uygulamada kabul edilmiştir.

Bu konuda kökleşmiş birçok Yargıtay kararı gibi emsal Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’ nin 2017/ 4920 E., 2017/ 7434 K. Sayılı 18.12.2017 Tarihli İlamı’ nda:

“Davalıların miras bırakanın terekesinde bulunduğunu bildirdikleri taşınmazların kayıtlarının getirtilmesi, davalılar tarafından dosyaya sunulan mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi, toplanan ve toplanacak deliller sonucunda miras bırakanın kızları … (davacıların miras bırakanı) ile dava dışı kişiden mal kaçırma kastı ile hareket edip etmediği üzerinde durularak miras bırakanın iradesinin açıkça saptanması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki kişisel ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.“ şeklinde hüküm kurulmuştur.

Muris muvazaasına dayalı Tapu İptali ve Tescil Davası için zamanaşımı süresi ne kadardır

Muris muvazaasına ilişkin Tapu İptali ve Tescil İstemli Davaların belki de en önemli özelliği, herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre öngörülmemiş olmasıdır. Yani bu davalar miras hakkı çiğnenmiş mirasçılar tarafından, mülga Türk Kanunu Medenisi’ nin yürürlüğe girdiği 05.10.1926 tarihinden bu yana, muris muvazaası şartlarını taşıyan tüm işlemler için açılabilmektedir.  

 

Ekin Hukuk & Arabuluculuk Bürosu